ÖNCE ERKEK ÇOCUK MU?
Kadınlar ilk gebeliklerinde, genellikle bir oğlan çocuk doğurmayı amaçlarlar. Psikanalistlere göre bu istek kendileri­nin erkek olarak doğmamış olmaların­dan kaynaklanan bilinçsiz bir intikam duygusuna bağlanır. Doğuracakları ço­cuğu tanıdıkları ilk erkek olan babaları­na benzer bir biçimde düşlerinde görür­ler; bu olay da psikanalistlerin iddiasını doğrular. Gebeliği boyunca kadın, ya­kınlarıyla ve özellikle annesiyle yepyeni bir ilişki kurar. Çocukluğundan beri, kendisine örnek aldığı annesiyle bu kez daha kesin bir karşılaştırmaya girer. Gebe kadın genellikle annesini yüceleştirmeye eğilimlidir. Annesinde daima bir destek arar, dünyada kendisine gü­ven veren tek kimse odur. Bebeğe ge­rekli gereçlerin hazırlanması gibi kendi­ne düşen görevlerin çoğunu annesinden ister; annesine naz yapar. Kimi kadınlar ise gebeliği, ana vesaye­tinden kesin olarak kurtulmak için olum­lu bir fırsat sayarlar. Bu kadınlar "evet, annemsin, bugüne kadar sözünü dinle­dim, ama şimdi ben de bir anneyim, eşi­tiz; üzerimde artık hiçbir etkin kalmadı" diye düşünmeğe başlarlar. Bu tür bir davranış, günümüzde, özel­likle yaygınlık göstermektedir. Baba-erkil aile türü, artık devrini geçirmiş bulun­maktadır. Çalışma hayatıyla orantılı bir biçimde bağımsızlığa gitgide daha çok alışan genç kadınlar, anneleriyle olan bağlarını da azaltmak istemektedirler. Anneye karşı gebelikte takınılan bu iki değişik tutum, bu arada da bulunabilir. Bütün bu durumlara kocanın çok dikkat etmesi gerekmektedir. Aslında koca da çocuğu beklemektedir ama olayların dı­şında kalmakta olaylara seyirci olarak bakmaktadır. Kocanın eşini daha da iyi anlamağa çalışması ve bu cabavı özellikle karısının bunalımlı dönemlerinde daha da fazla göstermesi yerinde olur. Bu davranış kuşkusuz kolay değildir; çünkü koca karısının gebeliği "boyunca kendini her bakımdan oldukça rahatsız bir durumda hissedebilir. Hele ihtiraslı bir erkek karısının gebeli­ğini kıskanabilir; çünkü karısı kendisi­nin hiç bir zaman gerçekleştiremeyece­ği bir deneyi yaşamakta ve bundan da mutluluk duymaktadır. Karısının bu ço­cuğa karşı duyduğu ilgi, çocuğu bile kıs­kanması sonucunu doğurabilir. Kimi kez de, baba çocuğu gereğinden fazla önemseyerek karısını ihmal edebi­lir; karısı artık onun için, sadece düşleri­ni somutlaştırmağa yarayan bir araçtır. Erkeklerde görülen bu tür davranışlar ol­dukça yaygındır; bu davranışlar erkeğin çocukluğundaki sevgi eksiklikleriyle, kendinden daha küçük bir erkek ya da kız kardeşe karşı duyulmuş ve bütünüy­le yenilememiş bir kıskançlıkla bağlan­tılıdır. İşte bu nedenle, bu tür davranış­lar küçümseme ya da kızgınlıkla karşı-lanmamalıdır. Karı koca ilişkileri gebe­likte biraz bozulmuşsa, bunu bir facia haline getirmenin gereği yoktur; bir dok­tor ya da bir psikolog kolayca gerekli çareyi bulur.

0 yorum